Konusu:
8
yaşındaki Kora kralı Lee Gon,
babasının öldürüldüğü gece gizemli biri tarafından kurtarılır. 25 yıl sonra
şans eseri paralel bir evrene açılan bir kapı bulan Lee Gon, bu evrende gizemli
kurtarıcısıyla ilgili ipuçları bulur.
Genel
Yorum
> Dizi sürükleyici ve izlemesi
keyifliydi. Ha eksikleri yok muydu, vardı.
>Senarist KES olunca, birçoğumuzun
izleme sebebi de KES olunca, ister istemez Goblin ve Mr Sunshine’la
karşılaştırma yapıldı. Şahsi fikrim The King Eternal Monarch diğer ikisinin
kulvarında değil. Beklentiyi biraz düşürmenizi öneririm.
>Dizinin en büyük eksiklerinden biri
başroller arasındaki aşkın gelişiminin yüzeysel bırakılmasıydı bence. Güzel
sahneler izledik fakat nasıl oldu da bu kadar bağlandılar sorusu soru işareti
olarak kaldı.
>Cast seçimi yine çok iyiydi, tek bir
isim dışında: Lee Min Ho. İzlediğim ilk dizisiydi, sanırım son da olacak.
>Konu paralel evren, uzay/zaman
olunca mantık hatası olmaması neredeyse imkansız. O yüzden seyir keyfinin
azalmaması için çoğu zaman mantığın sesini kısmak, zaman zaman da hikayedeki
boşlukları doldurmak için konan unsurları sorgulamadan kabul etmek gerekebilir.
>Sinematografi çok başarılı.
Çekimler, renk tonları, kıyafetler, mekanlar on numara.
>Yan hikayeler de çok ilgi çekici.
Hatta kimisi beni asıl olaydan daha fazla etkiledi, sürükledi.
>Romans var, bromans var, takım
çalışması var, suç var, gizem var, aksiyon, bilim kurgu var. Dolayısıyla hedef
kitle çok dar değil, dizi pek çok kişiyi memnun edebilir.
>Hemen hemen her iddialı yapımda
olduğu gibi dizi boyunca çok güzel OSTlara yer veriliyor.
Sen memnun kaldın mı Calcifer, diye
soracak olursanız, yukarıda da bahsettiğim iki şey memnuniyetime gölge düşürdü:
Lee Min Ho ve aşkın işlenişindeki zayıflık.
Dikkat: Buradan itibaren spoilerlı sulara giriş yapmaktasınız.
![]() |
| (we heart it: @disastnr) |
Ayrıca
böyle tanıtılmış bir karakterin yapmaması gereken şeyler yaptı Lee Gon. Misal
sen koskoca ülke yönet, matematik dehası ol ama paralel evrende 16 elmas
parasıyla idare edeme. İşte bunlar hep mükemmel erkeğe bir-iki komik kusur
ekleyerek sempatiklik serpiÅŸtirme taktikleri.
Bir de
Lee Rim’le halkın içinde karşılaÅŸma sahneleri var ki çok kızdım orada. Kötü adamın
kalabalığı siper olarak kullanacağı, masum insanları rehin alacağı o kadar
tahmin edilebilirdi ki.
Kendisine
yazılan karakter tutarsızdı, Lee Min Ho’nun da duygu geçirgenliÄŸi iyi deÄŸildi
bana göre. Bazı yerlerde Kim Go Eun karşısında hüngür hüngür ağlarken hiç
mimiği kıpırdamadı, yalnızca soğan doğramış gibi gözleri kızarıp yaşardı.
Karakterin gözü dolduğu anda ağlamaya başlayan, sarılmalara doyamayan benim,
dizideki hiçbir duygusal kavuşmada gözlerim dahi dolmadı. Yalnız prens amcası
öldüğünde ağlaması epey sahiciydi, yiğidi öldürelim hakkını verelim.
Kim Go Eun/Jung Tae Eul + Luna: Kim Go Eun çok doğal ve yetenekli bulduğum, çok da
sevdiğim bir aktris. Zaten diziye başlamamdaki en büyük etken senaristin Kim
Eun Sook olmasıyla kadın baÅŸrolü Kim Go Eun’un oynamasıydı. Burada da hayal
kırıklığına uğratmadı. Jung Tae Eul sade, gösterişsiz, sevimli, cesur, gerçek
bir karakter. KGE aynı zamanda Kora krallığındaki Luna karakterini de
canlandırıyordu ve o umutsuzluğu, acıyı da çok güzel iletti.
![]() |
| Jangmi <3 |
Jung
Tae Eul bir polis memuruydu ve ekibiyle ilişkisi çok tatlıydı. O ekibe daha çok
yer verilse seve seve izlerdim.
Woo Do Hwan/Jo Young + Jo Eun Seob: Woo Do Hwan dizinin en çok konuşulan ismiydi. Tamamen farklı iki karakteri başarıyla canlandırmasıyla bu ünü hak etti de.
İlk tanıştığımız karakteri Lee Gon’un koruması Jo Young’du. Dizinin bromansı da bu ikisinin arasındaydı. Tamamen öznel olarak, ben hiyerarÅŸiden hiç hoÅŸlanmıyorum. KardeÅŸ gibi büyümüş iki adam var ama biri diÄŸerinin ismini bile söyleyemiyor. Ayrıca tahtın meÅŸru sahibini canın pahasına korumak anlaşılabilir bir ÅŸey fakat bir düşünelim, Jo Young’un kendine ait bir hayatı var mıydı? Kendini her ÅŸeyiyle Lee Gon’a adaması, inanılmaz saygısı –ki bir insan soyundan ötürü böyle bir saygıyı hak eder mi tartışılır- beni rahatsız etti.
Kore Cumhuriyeti’ndeki hali Jo Eun Seob ise tam bir minnoÅŸtu. Busan ÅŸivesi, ikiz kardeÅŸleri, Na Ri’ye aÅŸkı, içi dışı bir oluÅŸu… bayıldım. Young’un yerine koruma olduÄŸu yerlerde Woo Do Hwan deyim yerindeyse döktürdü. Dümdüz durmaya çalışırken aşırı kasması, arada ÅŸivesinin kayması, ‘ÅŸimdi napcam’ sorulu bakışları falan bize hep Young deÄŸil Eun Seob olduÄŸunu hissettirdi.
Kim Kyung Nam/Kang Shin Jae: Dizinin benim gözümde yıldızı, cumburlop diye düştüğüm
adam işte bu. Karakterinin çok derin, hüzünlü, sevgiye muhtaç olmasının yanı
sıra iki dünya arasında sıkışmışlık hissini, kimlik karmaşasını, annesine
duyduğu hem kızgınlığı hem suçluluk duygusunu, hissettiği her şeyi çok çok iyi
geçirdi Kim Kyung Nam. Shin Jae’nin sahnelerini baÅŸrollerin sahnelerinden daha
heyecanla izledim, beni aÄŸlatan sahneler de yine sadece Shin Jae’ye aitti.
Mutlu olsun garibim, diye yazılmış son içimi buruk bıraktı.
Jung Eun Chae/Koo SeoRyung: Oyuncu başarılı fakat karakter o kadar gereksizdi ki
fotoğraf bulmaya uğraşmadım. Bir ara olayları çıkmaza sokacak, işleri
zorlaştıracak kilit bir karakter olacakmış gibiydi sonra nedense varlığını dahi
unuttuk. Yine de sahnelerinde sıkılmadım.
Lee Gon/Jung Tae
Eul
Åžimdi
başrollerin ilişkisini mercek altına alalım biraz, analiz edelim. İlk dört
bölüm diyaloglar ‘Bana inan –İnanmam’ minvalindeydi ki bu ÅŸekilde olması gayet mantıklıydı
aslında. Paralel evrenlerin varlığı anında inanılabilecek bir şey değil. Yani ilk
dört bölüm ilişkiye dair neredeyse hiçbir şey görmedik. Lee Gon daha görmeden
aşıktı Tae Eul’a fakat hala birbirlerini tanıyor sayılmazlardı. Sonra Tae Eul
Kora krallığına gitti, inandı ve pat diye, şu sahnede ilk öpücük geldi.
YavaÅŸ yavaÅŸ
etkileşime geçmeye, bir şeyler paylaşmaya başlamışlardı; her şey ayarında
giderken ilişkinin başlaması çok aceleye geldi. Akabinde zaten ayrılmalar
başladı ve daha ilk kavuşmada gözyaşları, koşarak sarılmalar, bogoşipdalar
havada uçuştu. Ne ara bu kadar aşık oldular, bağlandılar, birbirlerinin
eksikliğini hisseder oldular gerçekten anlam veremedim. Üstelik ilişki
başladıktan sonra da yine birbirlerini tanımaya fırsat bulamadan kötü adamı
yakalama telaşesi başladı. Halbuki kamera arkası videolarında kimyalarının
tuttuğu anlaşılıyor. Hani neredeyse o videolar diziden daha romantik.
Replikler /Sahneler
>Lee
Gon ve Tae Eul’ün atış poligonundaki randevuları en sevdiÄŸim sahnelerden biriydi.
Hele de dönüş yolunda peluÅŸu Lee Gon’un taşıması.
>Kang
Shin Jae’nin aslında diÄŸer evrenden geldiÄŸini Jung Tae Eul’e söylediÄŸi sahne en
duygusal sahnelerden biriydi. Yüreğimi dağladın be Shin Jae.
![]() |
| Tae Eul de sen buraya aitsin diyip sarılmıştı :' |
>Jung
Tae Eul’ün Lee Gon’a silah çektiÄŸi, Young’un da kralı korumak için namlunun
önüne atladığı şu sahne de güzeldi. Silah tutan cesur bakışlı Kim Go Eun
izlemenin zevki bir baÅŸka.
>Tae Eul bıçaklanıp hastaneye yattığında tatlı çift saheneleri izledik.
>Jo
Eun Seob Young’la ilk karşılaÅŸtığında paralel evrenlerin varlığından ziyaden bu
kadar yakışıklı olup haberinin olmamasına şaşırmıştı:D
![]() |
| (we heart it: @oibelikov) |
>Krallığa
ilk geldiÄŸinde Tae Eul Lee Gon’un koruması kılığındaydı. KonuÅŸma yaptıktan
sonra Lee Gon, Jo Young’un bileÄŸindeki telsizi çekip ‘Çok havalı deÄŸil miydim’
demiÅŸti hahaha Zavallı korumalar da ‘ben hep öyle düşünüyordum zaten, evet
efendim’ falan diyordu.
>Dizinin
benim için top sahnesi Shin Jae’nin onu büyüten annesiyle yüzleÅŸtiÄŸi sahnedir.
Kendine de saklayabilirdi bunu ama annesini kandırmaya devam etmek istemedi.
Hiç suçu olmamasına rağmen annesi bağırmaya başlayınca sesini dahi çıkarmadı.
Başka birinin hayatını yaşamış, önceki yaşamının yükleriniyse sırtlanmaya devam
etmiÅŸti. Ancak annesi hatasını anlayıp “sen de benim oÄŸlumsun” diyip sarıldığında
kabullenilmiÅŸliÄŸi hissetti:’
>Kang
Shin Jae’den inciler
>Yine
Kang Shin Jae’nin aÅŸkını itiraf ettiÄŸi sahneyi de çok sevdim, etkilendim.
>
![]() |
| Yeşilçam'dan replik çalmışlar:)) |
>Final bölümü "insanlar el ele tutuşsa, hayat bayram olsa" kıvamındaydı. Asla nasıl biri görmeyip, empati kurmadığımız asıl Kang Shin Jae'ye bile mutlu son yazılmıştı ki çok zorlamaydı. Geçmişte yapılan en küçük değişiklik bile geleceği inanılmaz etkiliyor. Mesela sallıyorum yeni gelecekte Shin Jae'nin hapse girmeyen babası belki de trafik kazası yapıp birini öldürecek. Geçmişte yapılan değişikliğin kime göre iyi, kime göre kötü olduğu çok karmaşık ve içinden çıkılması zor o yüzden. Neyse, mutlu son olsun da.
Görüşmek
üzere!
































































